Balıkesir Üniversitesi’nden Gıda ve Yemlerde Zararlı Mantar Toksinlerine Karşı Geliştirilen Yöntemler
Balıkesir Üniversitesi (BAÜN) Tıp Fakültesi Tıbbi
Farmakoloji Anabilim Dalı akademisyenlerinden Prof. Dr. Cengiz Gökbulut’un
doktora öğrencisi ile yaptığı derleme, insan ve hayvan sağlığına zararlı
mikotoksinlerin gıda ve yem hammaddelerindeki kalıntılarını azaltmak veya
ortadan kaldırmak için kullanılan en son fiziksel, kimyasal ve biyolojik
teknikleri ele alarak literatüre önemli katkı sağladı.
BAÜN akademisyenlerinden Prof. Dr. Cengiz Gökbulut,
doktora öğrencisi Veteriner Hekim Kübra Deliklitaş tarafından hazırlanan
“Prevention and detoxification of mycotoxins in food and feed: A review”
başlıklı derleme, gıda alanında uluslararası dergi sıralamalarında en üst dilim
olan Q1 ölçeğindeki “Food Bioscience” dergisinde yayımlandı.
Gıda ve Yemlerde Mikotoksin Tehlikesi ve Yeni Çözümler
Çalışma hakkında bilgi veren Balıkesir Üniversitesi
Tıp Fakültesi akademisyenlerinden Prof. Dr. Cengiz Gökbulut, mikotoksinlerin
başta Fusarium spp., Aspergillus spp. ve Penicillium spp. olmak üzere çeşitli
mantar türleri tarafından üretildiğini ve dünya genelinde farklı gıdalar ile
hayvan yemlerinde bulunduğunu belirtti. Prof. Dr. Cengiz Gökbulut, bu
toksinlerin kanserojen, genotoksik, teratojenik, nefrotoksik ve hepatotoksik
özellikleri nedeniyle hem insanlar hem de hayvanlar için önemli sağlık riskleri
oluşturduğunu vurguladı.
Prof. Dr. Gökbulut, mikotoksinlerin hasat ve depolama
süreçlerinde gıda ve yem ürünlerini kirleterek toplam ürünün %50’sine kadar
etkileyebildiğini ve bunun ciddi ekonomik kayıplara yol açtığını söyledi. İnsan
ve hayvan sağlığı için başlıca risk oluşturan mikotoksinler arasında
aflatoksinler, fumonisinler, okratoksinler, zearalenon, trikoteksenler, ergot
alkaloidleri ve patulin yer alıyor. Prof. Dr. Cengiz Gökbulut, fiziksel ve
kimyasal yöntemlerin mikotoksinleri azaltmada etkili olsa da bu yöntemlerin
gıda kalitesi üzerindeki etkileri, çevresel toksisitesi, maliyetleri ve kalıntı
bırakma potansiyeli gibi bazı sınırlamaları bulunduğunu belirtti. Ayrıca
biyolojik yöntemlerle üretimde tutarlılık sağlama konusundaki endişelerin de
göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı. Akademisyen, biyoteknolojideki
gelişmelerin gelecekte bu sorunlara en büyük çözümü sunma potansiyeline sahip
olduğunu söyledi.
Prof. Dr. Cengiz Gökbulut, yeni ortaya çıkan detoksifikasyon teknolojilerinin faydalı ek yöntemler sunduğunu ancak literatürde metodolojik heterojenlik, katkılı numunelere aşırı güven, bozunma ürünlerinin yeterince takip edilmemesi ve endüstriyel ölçekli çalışmaların yetersizliği gibi kritik eksiklikler bulunduğunu ifade etti. Bu nedenle birçok detoksifikasyon iddiasına ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini ve söz konusu yöntemlerin henüz gıda sistemlerinde rutin kullanım için tam olarak doğrulanmadığını belirtti. Gelecekteki araştırmaların bu yöntemlerin gerçek gıda sistemlerinde doğrulanmasına ve bozunma ürünlerinin güvenliğinin değerlendirilmesine odaklanması gerektiğini vurguladı.
Makale erişim adresi: https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S2212429225018449?via%3Dihub
